Bodhisattva İlkeleri (II)

Bodhisattva İlkeleri (Devam)

Üç Grup Saf İlkeler

Yukarıda tartıştığımız ilkeler hem bireysel kurtuluş taşıtı olan Theravada’da, hem de vurgunun tüm duyarlı varlıkların faydalanması için uğraşan bodhisattva uygulayıcısına yapıldığı Mahayana’nın tüm okullarında aynıdır. Bodhisattva ilkelerinin aktarımında temel amaç insanların zihninde altruistik bir başkalarına hizmet ruhu, ve aydınlanma arayışına karşı derin bir adanma duygusu uyandırmaktır. Böylesine bir ruh bodhi-zhini olarak adlandırılır. Bodhi Sanskritçe Buda terimiyle aynı kökten türetilmiş bir kelimedir; “uyanış”, “aydınlanma” veya “bilgelik”olarak çevirmek mümkündür. Bodhi-zihni’nin temelleri, kabul edeceğimiz Dört Büyük Yeminde vücud bulmuştur: sayısız duyarlı varlığı kurtarmak, sonu gelmez ızdıraplara son vermek, Dharma’ya sınırsız sayıdaki yaklaşımı öğrenmek, ve üstün Budalığa ulaşmak.

Bu dört yemini gerçekleştirmemizde bize yardımcı olmak üzere, bundan başka davranışlarımıza etik ve insani bir şekilde rehberlik edecek, ve zihnimizi Üç Zehir olan arzu, nefret ve cehaletten arındıracak kimi ilke ve kurallara uymak için and içmemiz gerekir. Bu amaçla, Mahayana Budizminin uzun, zengin tarihi boyunca kurallaştırılmış farklı sistemlere ait tüm bodhisattva ilkelerinin temel esaslarını içeren Üç Grup Saf İlkeler adı verilen kuralların burada aktarımını yapıyoruz. İşlevsel olarak bu Üç Grup Saf İlkeler uygulayıcıyı (1) ilkeleri izleyerek kötü davranışların reddine, (2) faydalı davranışlarda bulunarak meziyet biriktirmeye, ve (3) tüm duyarlı varlıkların kurtulması için çalışmaya itecektir. Bu ilkeleri izlemek üzere edilen yeminlerde tüm Mahayana uygulamaları vücud bulmaktadır: kötülüğü durdurmak, iyi olanı yapmak, ve tüm duyarlı varlıkları kurtarmak. Gerçek anlamında bu yeminler tüm çağlardaki tüm Budistlerin esin kaynaklarının nihai ifadesi olarak görülebilir.

Zihinlerimizi arındırmak, kendimize ve diğerlerine zarar vermekten kaçınmak amacıyla Üç Grup Saf İlkelerin birincisini, yani tüm saf ilkeleri izlemeyi uygulamaya, gündelik hayatta Beş İlkeler ve On İyi Davranışı uygulamalarına kendimizi adayarak başlayabiliriz. Bodhisattva uygulamasının bakış açısından, On İyi Davranışı uygulamak edilgen bir yolla yalnızca on kötü davranıştan kaçınmak değildir: kişi etkin bir şekilde ilgili on iyiliği uygulamalı ve geliştirmelidir. Dolayısıyla, bu açıdan öldürmeye karşı olan ilke duyarlı varlıklara şefkat ile yaklaşılması, dolayısıyla beslenmesi, yardım edilmesi ve korunması yönünde bir uyarı olarak görülebilir. Çalmanın reddi yemini aynı şekilde yaklaşıldığında, cömertlik ve becil olmamak konusunda bir adanmışlık haline gelir. Böylelikle pek çok insan tarafından edilgen ve negatif olarak kabul edilen Budist ilkeler uygulaması, gerçekte aktif, dinamik ve olumlu bir şekilde dünyaya eğilir.

Bu pozitif müdahale, tam olarak ikinci grup saf ilkelerin, yani tüm iyi davranışların uygulanmasının merkezinde yatan şeydir. Bu söz konusu grup ile ilgili olarak, bodhisattva uygulamasına dahil olduğu şekliyle “meziyet” düşüncesini ele almamız faydalı olabilir. Çoğumuz erdemli hareketlerin yerine getirilmesinin meziyet yarattığını, ve bir çok Budist törende bu tür meziyetleri başkalarına ya da tüm duyarlı varlıklara aktardığımızı biliriz. Kimileri de bu düşünceyle birlikte, biriktirilip bir tür defter-i kebirde kaydedilmiş bu meziyetlerin bir sonucu olarak kendileri için iyi bir yeniden doğumu sağlama alma düşüncesi de eşlik eder. Ancak Budist meziyet kavramının bunun gibi şeylerle bir ilgisi yoktur.

Bodhisattva ilkelerini kabul ederek bir kişinin “büyük miktarda meziyet” yarattığı söylenir. Bunu şöyle anlamak mümkündür: İlkeleri kabul ettiğinizde, bilincinizin derinliklerine bir tohum ekmiş olursunuz. Bu tohum tüm duyarlı varlıkların iyiliği için ekilmiş olduğundan, tohumun büyümesinin doğal sonucu olarak, ilkeleri takip ederek onları besledikçe şefketinizde bir artma ve zarar verme eğiliminde bir zayıflama olacaktır. Devamlı çalışmayla, orada doğal olarak bütüncül davranışlara doğru bir eğilim oluşacaktır. Yaşamınızda şefkat temelinde davranmaya devam ettikçe, bir tür güven ve istikrar duygusunu deneyimlemeye başlayacaksınız.

Neden böyledir? Çok basit, çünkü artık yaşamınızı takıntılı bir şekilde ben-odaklı, ben-merkezli olarak yaşamamakta, her zaman kendi esenliğiniz hakkında endişelenmemekte, kendinizi sürekli tehdit altında ve güvensizlik içinde hissetmemektesiniz. Yaşamınızı diğerlerine adadıkça, kendi bireysel çıkarınız, kazanç ve kayıplarınız hakkında gittikçe daha az ilgili olursunuz. Sonuçta da, artık korku içinde yaşamamaya başlar, ben takıntısının yol açtığı ızdırapların sarsıntısı, bezginliğinden kurtulursunuz. Zihinsel istikrara ulaşırsınız.

Deneyimlediğiniz bu istikrar ve güven, devamında kişiliğiniz çevresinde diğer duyarlı varlıkların somut olarak hissedebileceği bir atmosfer oluşturacaktır. Yanınızda güvende hissedecekler, ve gerçek şefkatin sonucu olarak, onlara hiçbir zaman zarar vermeye kalkışmadığınız, yardımcı olmaya çalıştığınız için varlığınızdan bir çeşit keyif de duyacaklardır. Böyle doğrudan ve oldukça somut bir yolla, bodhisattva ilkelerini kabul ettikten sonra duyarlı varlıklara faydalı olacaksınız, bu da büyük miktarda meziyet yaratacak bir davranıştır. Ve böylelikle biz de saf ilkelerin üçüncü grubu - tüm duyarlı varlıkların kurtarılması- uygulamasına girişiyoruz. Bu ilkenin izlenmesi dört büyük yeminde ileri sürüldüğü şekliyle amacımızı gerçekleştirecek, ve bizi kati surette bodhisattva yoluna sokacaktır.

Tüm bodhisattva ilke sistemleri, bodhisattva uygulamasının tüm farklı yönlerini damıtılmış bir hali olarak kabul edilebilecek olan Üç Grup Saf İlkelerin kapsamı içinde yeralır. Üç Grup Saf İlkelerin bir çalışma konusu olarak kullanılması, uygulayıcıya kendi mizaç ve becerilerine göre ya daha basit genelleştirilmiş bir kural, ya da daha detaylı, karmaşık ve sert olan bir diğeri arasında seçim yapma imkanı tanıyarak büyük bir esneklik tanır. Anlamları ve uygulanabilirlikleri yaygın veya spesifik olabileceğinden, Üç Grup Saf İlkeler genel olarak veya detaylı bir şekilde uygulanabilir. Theravada geleneğinin davranış kuralları da, diğer tüm ilke sistemleri gibi temelleri daha eski bireysel kurtuluş taşıtına dayandığından, bu başlık altında değerlendirilebilir. Ancak, uygulayıcının kendini tüm duyarlı varlıkların kurtarılması amacıyla tüm erdemli uygulamaların geliştirilmesine adaması yönünde yapılan vurgu, bodhisattva ilkelerini daha eski Theravada geleneğine ait ilkelerden ayırarak, onların eşsiz ruhuna işaret eder.

Dört Sonsuz Zihin

Bodhisattvanın tüm bodhisattva uygulamalarını mümkün kılan temel ve kendine has zihin yapısı, Dört Sonsuz Zihin ile özetlenebilir: iyilikseverlik, şefkat, neşe ve tarafsızlık. Burada iyilikseverlikle kastedilen diğerlerine aydınlanmaya ulaşmalarında rehberlik ederek onların gerçek, kalıcı mutluluğa ulaşmalarına yardımcı olmaktır. Şefkat, duyarlı varlıkları her tür felaket, acı ve sıkıntıdan, hatta ızdırabın temel nedenlerinden nihai olarak kurtarmak için onlarla birlikte çalışmaktır. Neşe, diğer varlıkların ızdıraptan kurtulmaları ve kendini gerçekleştirmede gösterdikleri başarı karşısında duyulan samimi hazdır. Tarafsızlık ise dost ve düşmanların aynı derecede önemli ve değerli olarak algılanması anlamına gelir.

Bu tarafsızlık zihni, kişisel çıkar elde etmek için başkalarına yardım etme, diğerlerini ben-referanslı şekilde görüp yargılama alışkanlıklarından kurtulmayla oluşur. Diğerlerine mutluluk getirmek bir bodhisattvanın birincil motivasyonu olsa da, ancak başkalarının başarısını ve mutluluğunu kıskanmaya, ve bir kişiyi diğerine yeğlemeye olan ayartıcı eğilimimiz dünyaya içtenlikle katılımımızı ve tüm varlıklara tarafsızca yardım etmemizi imkansız hale getirir. Bu nedenle bir bodhisattva uygulayıcısı yalnızca nezaket ve şefkat değil, aynı zamanda neşe ve tarafsızlık zihni de yetiştirmelidir.

Dört İkna Yöntemi

Ne kadar önemli olsalar da saf niyetler ve şefkat zihni yeterli değildir. Kişinin niyeti gerçekleştirilmeli ve eylem şefkat zihni temelinde ele alınmalıdır. Bir bodhisattva uygulayıcısının sergilediği temel eylemler, duyarlı varlıklara yalnızca Dharma tam ve gerçekten yardım edebileceğinden, insanları Dharmayı öğrenmeye teşvik eden dört becerikli metottur. Bu Dört İkna Yöntemi verme, sevecen konuşma, yararlı davranışlarda bulunma ve birbirine karışmadır.

Kişi maddi yardımda veya fiziksel destekte bulunabilir; hatta kendi hayatını verebilir; bu şekilde vermek refahın verilmesi olarak sınıflandırılır. Diğerlerine Dharma kapsamında yeralanlar gibi aydınlatıcı kavramlarda rehberlik etmek -bir kişiye iyiliği, zararlı düşünce ve davranışları bırakmayı telkin eden basit bir cümle dahi söylese- Dharma’nın verilmesi olarak kabul edilir. Eğer acı, kayıp, endişe, korku ya da büyük psikolojik sıkıntı yaşayan birilerini gördüğümüzde, zihinsel güvenliklerini sağlamalarına yardımcı olarak onların ızdıraplarını hafifletirsek, buna korkusuzluğun verilmesi denir. Bu üç tür verme şekli, duyarlı varlıklara faydalı olmanın birbirinden farklı pek çok yollarının hepsini kapsamaktadır. Eğer bir bodhisattva verme uygulamasını geliştirmekten vaz geçerse, “şefkat” anlamsız bir kelime haline gelecektir.

Sevecen konuşma diğerleriyle şefkatli ve anlamlı bir iletişim kurmak anlamına gelir, bu da kimi zaman güçlü kelimeler veya uyarılar barındırabilir. Ancak kendimizi kimi zaman güçlü bir şekilde ifade edebileceksek de, yine de sözcüklerimiz şefkatli bir zihinden akmalıdır; çünkü yalnızca şefkatin sözcükleri içtenlikle kabul edilebilir. Sevecen konuşmak, kendimizi daha önemli veya diğerlerinden yukarıda hissedelim diye insanlarla yapay, yukarıdan bakan bir tarzda ilişki kurmak değildir. Bu faydadan çok zarar getirecektir. Aynı şekilde, diğerlerini rahatsız edecek uygun olmayan iletişim yollarından da kaçınmak gerekir. Diğer insanlarla açık bir zihinle ilişkiye geçmeliyiz. Söylediğimiz her şey ya da verdiğimiz her öğüt, kişisel deneyimimizden bir çıkarıma dayanmalıdır; çünkü ancak kendimizin bilgisiyle diğerlerinin ihtiyacını daha iyi anlayabiliriz. Kendimiz ve diğerlerini anlamadan doğruyu söylesek ya da iyi öğüt versek bile, karşımızdakinin niyetimizi yanlış anlamasına ve kendileri, diğerleri ve bizim için gereksiz sorunlar yaratmalarına neden olabiliriz.

Yardımsever davranmak çağdaş terimlerle “sosyal hizmette bulunmak” olarak adlandırılabilir. Bu kişinin diğerlerinin refahını önemsediği ve onların yararına çalıştığı, kendi toplumu, milleti, bütün olarak insanlığı, ya da gezegendeki tüm canlı formlarını besleyip korumaya can attığı anlamına gelir. Farklı yer ve koşullardaki farklı insanların ihtiyaçlarına göre, sağlıklı eğitim, çevresel sorumluluk, ahlaki davranış, barış, harmoni, vb. gibi toplumsal değere sahip ve anlamlı işlere katılabiliriz. Her toplumda yapılması gereken farklı formlarda toplumsal değere sahip pek çok iş vardır.

Birbirine karışma diğerleriyle yanyana çalışma, aynı işi yapma, aynı kazancı alma, ve kendini diğerlerinden üstün, ayrıcalıklı bir pozisyona koymamaktır. Başka bir deyişle, diğer herkesle aynı olmak anlamına gelir. Bu şekilde, gerçekten de insanlara dokunabiliriz. Diğer insanlarla yakın bir şekilde çalışarak, öğrendiğimiz ve kendimiz deneyimlediğimiz Dharmayı nihayetinde onlarla da paylaşabiliriz.

Bu dört uygulamalar, meziyetleri uygulama ve kendini terbiyede yatan bir bodhisattva uygulayıcısı tarafından benimsenmiş araçlardır. Bunlar “bercerikli araçlar” olarak da adlandırılır, ve amaçları duyarlı varlıkları Dharma’ya getirmek veya toplamaktır; bir uygulayıcıyı güçlü hale getirmek ya da onu bir lider yapmak değildir. Bir bodhisattva uygulayıcısı diğerlerine gerçekten faydalı olmak amacıyla tüm varlıkların kendi potansiyelerini gerçekleştirmesine yardım etmeye can atar. Tüm varlıklar arasındaki karşılıklı bağımlılık ilişkisinden haberli olarak, bir bodhisattva yalnızca diğerleri için değil, onlarla birlikte eşitlerden biri olarak çalışırken haz duyabilir.

Dünyaya katılım

Şefkat hiç şüphesiz Budist öğretinin temelidir, ve tüm Buda ve bodhisattvaların kalbinde bulunan şey şefkattir. Şefkati büyütmek amacıyla, bodhisattva yolunu amaçlayan bir uygulayıcının ilk motive edici gücü sağlam ve güvenli olmalıdır. Öğrenci doğru görüş ve etkili metodlarla donanmış olmalıdır. Daha önemlisi, gelişmenin temelleri – sağlıklı kişilik, şefkatli hassasiyet, ve zihinsel istikrar- dayanıklı olmak zorundadır. Bu açıdan uygulayıcılar düzenli meditasyonla yetinmemeli, kendilerine ve diğerlerine yardım etme yeteneklerini bilemek amacıyla dünya ile her tür etkileşim fırsatını değerlendirmelidir.

Sağlıklı bir kişilik bodhi-zihninin terbiyesiyle oluşur; bunu da başkalarının refahını kendinikinin önüne koymanın yanında, diğerlerine acı ve ızdırabı alt etmelerine yardımcı olmak arzusu olarak tanımlayabiliriz. Ben takıntısı ve ben bağımlılığının saf dışı edilmesi amacıyla, Dharma ve özellikle de Chan uygulayıcıları ben-merkezciliği terk etmek için ihtiyaç duyulan içsel gücü geliştirmeli; arzu, nefret, cehalet, kibir ve şüpheye olan yatkınlığı azaltmak için çalışmalıdır. Bu acı verici duyguların etkisinden kurtuldukça, bodhi zihnimiz daha da güçlenecek, ve Dharma’ya girmek için sahip olduğumuz fırsatlar artacaktır.

Yukarıda bahsettiğimiz içsel güç, kendimiz ve diğerleriyle aramızdaki karşılıklı bağımlılık ilişkisini tanımaktan doğar. Bu tanıma bizi harekete geçirir, ve bizim daha derin ve daha geniş bir duyarlı varlıklar çemberine ulaşma kapasitemizi arttırır. Bu tür bir zihin yapısıyla yaşamak doğal olarak bizim farklılık, yabancılık ve ben-merkezcilik duygularımızı azaltacaktır. Bu içsel güç, kendimizi diğerlerine adamamıza ve diğerlerini hayatımıza kabul etmemize izin vererek dünyaya tam olarak katılmamıza yardımcı olabilir. Bu şekilde adım adım kendimizi ızdıraptan kurtarabilir, ve nihayetinde aydınlanmanın güvenli kıyılarına –Budalığa ulaşabiliriz. Bu tür bir tutum tam da bizim Budist çevrelerde sık sık “doğru görüş” olarak bahsettiğimiz şeydir.

Bu doğru görüş farklı yollardan kendini ifade edebilir. Şefkat ve anlayış zihniyle hareket edildiğinde, kişi doğal olarak On İyi Davranışı, Beş İlkeleri, Dört Büyük Yemini ve Üç Grup Saf İlkeleri kendi hayatında uygulabilir. Bu ilkelerin kapsamından gözünüz korkabilir, ya da Beş İlkeler ve On İyi Davranıştan kimilerini kendi bütünlüğü içinde rahatça izlemekte zorlanırsanız, belli bir takın ilkeleri kabul etmeyi erteleyebilir, ve geçici olarak yalnızca izleyebileceğiniz ilkeleri kabul edebilirsiniz. Bu, Üç Grup Saf İlkeler ve Dört Büyük Yemin için de geçerlidir. Bodhisattva ilkelerini kabul etmekteki amaç uygulayıcının kendini suçlu veya endişeli hissetmesi değil, onların zihinlerine şefkat ve bilgelik tohumlarını ekmektir. Bodhisattva ilkelerini bazı istisnalarla alıp izlemeyi kabul eden bir uygulayıcı, yine de bodhisattva olarak kabul edilir. Bodhisattva ilkelerini kabul ederek, büyük bir toplanmaya dahil oluyor, ve Budalar ailesinin bir diğer oğlu ya da kızı haline geliyorsunuz.

Daha önce belirtildiği gibi, tam aydınlanmaya ulaşma amacı tüm duyarlı varlıklar için göz korkutacak kadar ulvidir. Gerçekleştirilmesi incelikli ve derindir; izlenmesi gereken yol uzun ve çetindir. Budalığa ulaşmak için gereken koşullar bu dünyanın en güzel mücevherlerinden daha nadir ve değerlidir. Budalığa ulaşılması olağanüstü zor olsa da imkansız değildir. Tüm kararlılığımızı biraraya toplayıp tüm gayretimizi ortaya koyarak ona ulaşabiliriz. Başka bir deyişle, Budalığın bedeli her ne gerekiyorsa vermek, Dharma’yı tüm kalbimizle uygulamak, koşulsuz tam adanmadır. Bu, bir taraftan yüce bilgeliğe ulaşmak için çabalarken, diğer taraftan kendimizi kalıcı, gerçek mutluluğa ve sonunda gelecek olan tüm duyarlı varlıkların kurtuluşuna adamak anlamına gelir.

Zararlı duyguları ve temel cehaleti temizleyip saflaştırarak, gerçeğin esas doğasını, ya da bilgeliği kavrayışımızı geliştireceğiz. Bu bilgeliği yalnızca kendimize bakmamız için değil, diğerlerinin de baktığında kendilerini görecekleri, kendi zararlı duygularını ve cehaletlerini temizlemeleri sağlayan bir ayna olarak kullanabiliriz. Bunun için, yorulmak bilmeden kendimizi geliştirmeye çalışmalı ve kendimize ve diğerlerine faydalı olmak için iyi davranışları uygulamalıyız. Bu tam da tüm bodhisattva ilke sistemlerinde ileri sürüldüğü şekliyle bir bodhisattvanın görevidir: tüm saf ilkeleri izlemek, tüm iyi davranışları uygulamak, ve tüm duyarlı varlıkları kurtarmak. Bir kez daha, yetenek ve yaradılışları ne olursa olsun tüm uygulayıcıları, kendilerini kurtuluş yoluna kararlılıkla adamaları için, bodhisattva ilkelerini kabul etmeye teşvik ediyorum.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !